Bağışıklık Sistemi Tehditleri – Virüsler

VİRÜS

Birçok kişi bakteri ve virüs arasındaki farkı tedavi yöntemlerine göre söylemektedir: Bakteriler antibiyotiğe tepki verir ama virüsler vermez. Bu tam olarak doğru sayılmaz; AiDS’in tedavisinde kullanılan çok çeşitli antiviral ilaçlar vardır. Aradaki asıl farklar, organizmaların yapılarında, boylarında ve fonksiyonlanndadır. Bakteriler, kendilerini kopyalama yeteneği olan karmaşık hücrelerdir; virüsler ise yüz kat daha ufak, hücresel seviyede, kendilerini kopyalama becerisi olmayan organizmalardır. Elden ele ya da ağızdan ağza aktarılabilen (sıradan soğuk algınlığı) virüsler, cinsel yoldan da bulaşırlar (HIV) ve kendilerini kopyalamak için size ihtiyaçları vardır. Bir virüs, hücrelerinizden birini işgal ederek ve onu ele geçirerek iş görür; temelde hücrenin genetik kodunu ele geçirir. Virüs bu iyi hücrenin kopyalama mekanizmasını ele geçirdiğinde, Xerox makinesine girmiş gibi bütün damar sistemine milyonlarca kopyasını gönderir (internet virüsleri bu özellikleri yüzünden virüs adını almışlardır; bazıları sizin e-posta listenizdeki arkadaşlarınıza mesaj bile gönderebilirler). En sık görülen virüs türü. basit soğuk algınlığıdır ve aslında birkaç farklı virüsün bir araya gelmesinden oluşur. Bakteriyel enfeksiyona bağlı üst solunum yolları semptomları yaşamış olsanız bile, basit soğuk algınlıkları genellikle bakteriyel değildir; dolayısıyla onlara karşı antibiyotikle savaşmanın hiçbir yararı yoktur. Eğer hastalık uzun süre devam ederse, virüs sizi zayıflattığı için sonradan bakterileri çekebilirsiniz; ikincil derecede bakteriyel enfeksiyonun en önemli işareti, öksürdüğünüzde ya da hapşırdığınızda burnunuzdan veya gırtlağınızdan çıkan renkli, yoğun sümük ya da balgamdır. Viral soğuk algınlıklarının büyük çoğunluğu, oluşumunu tamamladıktan sonra hapşırma, öksürme gibi yollarla vücudunuzun mazgallarından dışarı atılırlar. Viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmak gerçekten de sadece şüpheli bakterileri öldürerek yarar yerine zarar getirebilir, çünkü içinizde daha şiddetli bir savaşın sürmesine neden olur. Dolayısıyla viral enfeksiyon durumlarında doktorunuzdan size bir antibiyotik yazmasını istemekten vazgeçin. Görünürde yararı var gibiyse de, aslında size yardımı olmaz; hatta viral enfeksiyondan önce birincil derecede bir bakteriyel enfeksiyon söz konusu olmadığı sürece, ciddi zararlar verir. (Bakteriyel enfeksiyonlarda genellikle öksürdüğünüzde yeşil, kahverengi veya san salgılar saçarsınız; virüsler genellikle bu tür salgılara yol açmazlar.) Grip virüsü, birkaç gün için hayatınızı cehenneme çevirir ve sonra da hiçbir şey olmamış gibi çekip gider. Hastaya kendini çok yorgun ve bitkin hissettiren mononükleoz gibi diğer bazıları, oluşumlarını daha uzun sürede tamamlarlar. Yine diğerleri, uçuk virüsü gibi, hayatta kalmanın yolunu bulur ve vücutta sessiz sedasız otururlar ama arada bir alevlenirler (gelip geçen kronik boğaz ağrıları gibi). Daha da tuhafı: Zona. Çocukluğunuzda suçiçeği geçirmiş olsanız bile, bu virüs yıllar sonra omurganızdaki bir sinir kökünü etkileyerek bu tuhaf hastalıkla ilgili korkunç acılara neden olabilir. Hayatınızı etkileyecek başka enfeksiyonlar da vardır. Örneğin, Epstcin-Barr virüsü, karaciğerinize saldırır ve savaşmaya hazır bağışıklık hücreleriyle şişmiş bir dalakla mononükleoz enfeksiyonuna yol açabilir. Virüslerin en önemli zayıflıklarından biri, bir hücreyi işgal edebilmek için bir tür ulaşıma ihtiyaç duymalarıdır; virüs, kendisini istediği yere götürecek bir kimyasal taşıyıcıya ihtiyaç duyar. Virüslerle ilgili en son terapiler, virüsleri yayılmamalan için oldukları yere hapsetmeye dayanmaktadır. Vücudunda HIV virüsü olduğu halde Magic Johnson’ın AiDS’e yakalanmamasının nedeni budur; normalde bu virüsü hücrelere taşıması gereken alıcı, Johnson’ın vücudunda doğuştan eksiktir.



Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*