Cinsellik

Cinselliğin en önemli rollerinden biri de budur; kendimizi başkalarının gözünde güzel, çekici ve cazip hissettirmek. Anatomik dış yapımızı süslemek için hepimizin farklı giyim tarzları geliştirmemizin nedeni budur, böylelikle başkalarında psikolojik iç yapımızda bir gezintiye çıkmaları için merak uyandırabiliriz. Saç jöleleriyle, hızmalarla, kalkık sutyenlerle, üç günlük kirli sakallarla, ejderha dövmeleriyle, smokinlerle, manikürlü tırnaklarla, pahalı tuvaletlerle, düşük bel kot pantolonlarla, rujlarla, deri pantolonlarla, kaslarla, güneş gözlükleriyle, diş beyazlatıcı şeritlerle vücutlarımızı süsleriz. Adını siz koyun; Şükran Günü öncesinde alışveriş merkezlerinde bulunandan daha fazla süsleri kendi üzerimize takıyoruz. İnsan olmanın güzelliği de budur; evlerimizi mahalledeki diğerlerinden daha farklı gösterebiliriz.

Evimizi süslemek estetik amaca hizmet etmekle birlikte, insanlarda süslenme daha önemli bir amaca hizmet eder. Kullandığımız yapay taktikler ne olursa olsun, çiftleşme dansında önemli bir rol oynayan doğal bir süsümüz de vardır. Sonuçta amacımız bir tango eşi aramaktır ve her şey yolunda giderse, cinsel organlarımıza karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek için tango yaparız; yani genlerimizi bir sonraki kuşağa aktarmak için.

Ortalama bir kadın her iki-üç günde bir seks isterken ortalama bir erkeğin her gün en az bir kez seksi düşündüğünü göz önüne alırsak, seks hakkındaki düşüncelerimizi en az hediyeler kadar sık paylaşacağımızı sanırsınız. Gerçek şu ki Dr. Ruth ve Sex and The City seksi toplumsal bir konu haline getirmiş olmalarına rağmen, konu göbek deliğimizin altındaki zengin anatomik iklime geldiğinde, oldukça mahrem bir toplumuz. Sağlık ve uzun ömürlülük açısından bakıldığında seks son derece önemli bir konu olduğundan, orgazm, boşalma ve iktidarsızlık gibi konularda konuşmaktan çekinmememiz gerekir. Yakın geçmişte bu konuda belirgin ilerlemeler kaydettik. Örneğin, Viagra için sözcülük görevini üstlenen beysbol vurucusu Rafael Palmeiro, birinin sertleşme sorunuyla ilgili konuşması gerektiğini açıkça söyledi. Friends’in yıldızı Courteney Cox-Arquette gibi daha tanınmış insanlar ise, kısırlığa karşı açtıkları savaşta son derece açık davranabiliyorlar. Neden? Çünkü seksin ve cinsel sorunların utanılacak bir şey olmadığının farkındalar ve kesinlikle haklılar.

Aslında, seks hayatın en önemli biyolojik dürtülerinden biridir ve en azından antropolojik açıdan erkeklerin kendilerine sekse kaptırmalarının nedeni de budur. Yeriz, barınak ararız ve üreriz. En temel metabolizma açısından bakıldığında, var olmamızın nedeni budur ve evrim bize böyle yapmamızı emreder. Şunu bir düşünün: En verimli üreme çağını geçtikten sonra otuz beş yaş civarında bir yer bizi hastalıklara karşı açık hale getiren yaşla ilgili bedensel değişiklikleri yaşamaya başlarız. Temel olarak, dünya sizden ihtiyacı olan şeyi aldıktan sonra (çocuk), sizi gözden çıkaracak mekanikleri harekete geçirmeye hazırdır. Üreme görevinizi yerine getirdiğinizde işiniz tamamlandı, teşekkür ederiz, dereceli damar tıkanıklığı başlatıldı, oyun bitti. Pekâlâ, biyoloji o kadar sert olmayabilir ama evrim açısından bakıldığında, genetik değeriniz üreme becerinize denktir. Elbette ki insanlar olarak biz buna farklı yaklaşıyoruz; birbirimize sosyal, ruhsal, ahlaki ve duygusal açılardan da değer veriyoruz ve daha akılcı kararlar vermek için toplumun yaşça büyük üyelerine rehber olarak bakıyoruz. Dolayısıyla, kişisel olarak yeni çocuklar katmasak bile, çocuklarımızın yaşamasına ve fonksiyonel olmasına yardım ediyoruz. Bunun anlamı nedir? Otuz beş yaşından sonra, genleriniz sizi artık korumaz. Kendinizi korumak sizin sorumluluğunuzdur. Ama yaşınız ilerledikçe seksin de durması gerekmez (Sun City, Arizona’da olardan elc alın; yakın zamanda ileri yaşta insanların halka açık yerlerde seks yaptıkları konusunda en az bir düzine olay sayıldı).

Bu açıdan ele alındığında, anatomimizin ötesine geçerek tamamen fonksiyonel bir açıdan bakmamız mümkün olabilir. Dolayısıyla, insanların hayvanlar alemindeki diğer canlılardan nasıl farklı olduğunu gözlemlemek için bilimsel terimleri bir kenara atalım. İnsan, penisinde hiçbir kemik bulunmayan birkaç memeliden biridir (diğer birçok hayvanda sertleşmeyi gerçekleştirmek ve sürdürmek amacıyla adına “bacula” denen bir kemik bulunur; insanlarda bu yoktur, çünkü bu tür kullanışsız ve yaralanmaya açık olduğundan, insan daha iyi bir sistem geliştirmiştir). İnsanın penisi sertleşmeyi gerçekleştirmek için organa kan depolayan damarlarla doludur (birazdan bu konuya daha detaylı değineceğiz).

Erkeklerde sorun çıkarabilecek kemikli yapılar bulunmadığından, vücutlarına oranla büyük penislere sahip olabilirler. Gerçekten. Diğer birçok primatla karşılaştırıldığında, oransal olarak insan penisi diğer birçok türünkinden daha büyüktür. Evrim, insan erkeğine sadece hayvanat bahçesinde gorillere hava atabilsin diye böyle bir beceri vermemiştir; asıl nedeni şudur: Kadınlar akıllıdır. Diğer türlerde erkeğin görevi, spermini olabildiğince fazla sayıda dişiye yaymaktır. O kraldır; ürer. Mufasa, Simba’nın babası olur ve yeni bir kral doğar. İnsanlar biyolojik açıdan her zaman sosyal açıdan olmasa bile tek eşli yaratıklar olduklarından, erkek spermini kabul edecek bir eş bulmaya çalışır.

Kadınlar bunu bilir. Bunu söylemeseler ve hatta üzerinde düşünmeseler bile, kadınlar evrimsel seviyede penisin büyüklüğünü güçle özdeşleştirirler. Mantıklı değil mi? Atıct-tutucu açısından bakıldığında, erkeklerin çok daha küçük penisleri olabilirdi. Spermlerini aktarmak için yapmaları gereken tek şey, bir kadının vajinasının yüzeyinin altına girmektir; penisler çok daha küçük olsaydı bile, sperm yine de işini yapmak üzere yolu kat edebilirdi. Ama o zaman daha hızlı ve daha güçlü bir sperm, daha büyük bir penisten önemli olurdu.

İnsan erkek türünün iri olmasının nedeni, canlı türlerinin erkekleri arasında bir yarışma olması değildir (Benim flamingom seninkinden daha büyük. Fred); bunun tek nedeni, çocuk taşıyacak olan eşleri çekme özelliğidir. Ama bunun da bir bedeli vardır. İnsan erkeğin testisleri küçüktür; özellikle de şempanze gibi diğer türlerle karşılaştırıldığında. Bir dişi şempanze kızgınlık dönemine girdiğinde, yavrulamayı garantilemek için olabildiğince fazla sayıda erkek şempanzeyle çiftleşir. Sonra o yavru yetişkin erkekler tarafından korunur, çünkü babasının hangisi olduğu bilinmez. Dolayısıyla bu türlerin testislerinin büyük olması gerekir, çünkü spermleri yumurta hakkı için diğer erkeklerin spermleriyle savaşmak zorunda kalacaktır. İnsanlarda teorik olarak diğer erkeklerin birbirleriyle sperm savaşına girmesi gerekmediğinden, testislerinin çok güçlü spermler üretmesi gerekmez ve bu da büyük testislere sahip olmak zorunda kalmadıkları anlamına gelir (çok şükür; özellikle de dengesiz bir beysbol sopasının ya da öfkeli eşin dizinin ne kadar sık erkeklerin kasığına indiği düşünülürse). Hayvan krallığında, her şey yolunda giderse, erkek şempanze dişiyle çiftleşir ve bebek şempanze dünyaya gelir. Bizim cinsel yaşamlarımız ise biraz daha karmaşıktır. Çok çeşitli nedenlerle seks yapabiliriz. Çocuk istediğimiz için. Sevgimizi ifade etmek için. Eğlenmek istediğimiz İçin. Televizyonda seyretmeye değer bir şey olmadığı için. Vücudun diğer tüm organlarında olduğu gibi, her şey planlandığı şekilde gitmez. Cinsel kültürümüz sadece sevgi ve şehvet açısından zengin değildir; aynı zamanda delik prezervatifler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kısırlık ve iktidarsızlık gibi sorunlar da söz konusudur. Cinsel organlarımızla ilgili sorunlar karmaşık ve kişisel olduğundan, üzerinde konuşmak da daha zordur. Hepsinden öte. seks hayatın en güzel hazinelerinden biridir; ilişkiniz, ruhunuz ve genel sağlığınız için. Ama cinsel organlarınız aynı zamanda hassas organlardır ve seksi zor, rahatsız ve hatta imkansız kılabilecek çeşitli etkenlere karşı savunmasız kalabilirler. Bu yüzden, kirli çamaşırlarımızı ortaya dökelim ve cinsel yaratıklar olarak bizi neyin harekete geçirdiğini görelim; tabi-i daha genç ve daha iyi yaşayabilmek için.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.